iyilik ve kötülük üzerine


Çünkü insan ıssız bir adada, yalnız başına dahi tamamlasa ömrünü, hikayesi sadece iki temel üzerinden ilerleyecektir ve sona erecektir; iyilik ve kötülük… İyiliği görmek, tanımak, anlamak, yaşamak kolaydır ve çoğu zaman farkına dahi varılmaz, varılmamalıdır iyiliğin. Zor olan kötülüğü görmek, sezmek, hissetmek, bilmek; ondan uzak durmak ona sabretmektir.

Kimilerinin maruz kalmaktan ve işlemekten korktuğu, kimilerinin ise bilerek yahut bilmeyerek kendisine bir düstur olarak benimsediği ama her halükarda dünyada, dünyamızda sürekliliği olan bir fiil kötülük. Kimilerinin yanından kovmaya çalıştığı bir gölge kimilerinin her gün sulayıp büyütmeye çalıştığı kökü en dipsiz bataklıklara salınmış bir sarmaşık. Sabra, tahammüle tutunanları için toprak altında bekleyen sessiz, küçük bir tohum kötülük, acının ruhu ve bedeni ısırdığı  çaresiz anlarda çoğu insanda az ya da çok kendini hissettiren zehirli iksir.

Kötülük yolunun çamuruna basma ki ayağını yıkamak zorunda kalmayasın.

(Ali Fuat Başgil)

Aslında dünyaya inanmaya başladığımız yerde başlıyor kötülük, her şeyi dünyadan ibaret bildiğimiz eşikte başlıyor. Çok değer verdiğimiz bir şeyi kaybettiğimize inandığımızda, daha fazlasına ulaşamayınca bir şeylerin, bile isteye birilerinin üzerimize geldiğini düşündüğümüzde, kabul edemeyeceğimiz bir sonuca maruz kaldığımızda, canımız sıkıldığında, düştüğümüzde, tökezlediğimizde, elendiğimizde bütün sebeplere karşı içimizde bir tortu birikir, içimizde bir yerler acır. İşte o acının zehrinin dışarıya doğru sızdığı andan itibaren artık iyilik ve kötülük birbirine karışmaya başlar. Ömrün faniliğine olan inanış terk ettiğinde kalbimizi, aklın dünyaya sahip olmak, kazanmak, öne geçmek için fısıldadığı şarkılardır kötülük. İlahi adalete sığınamadığımız, kadere rıza gösteremediğimiz karanlık anların, karanlık sığınağıdır kötülük ki imtihanı reddederek düşülen daha büyük bir imtihandır eşiğinde durduğumuz.

İyilikler yavaştır ne bekletir ne beklenilir çoğu zaman ve sonraları ortaya çıkar iyinin, iyiliğin değeri. Oysa kötülük her zaman anidir, acelecidir ve hiç beklemediğimiz anlarda beklemediğimiz kişilerden gelerek incitir, acıtır ya da önümüzde anlık bir tercih olarak beliriverir ve tutup çeker içinde bulunduğumuz girdaptan kendi karanlık girdabına. İnciten, acıtan, yaralayan biz oluruz. İyilik her gün altında yürüdüğümüz, altında yaşadığımız gökyüzü gibidir, kötülük ise aniden tutulduğumuz, güneş tutulması. İyilik her gün aklımıza hiçbir şey getirmeden açıverdiğimiz kapı, kötülük bize müsaade edilmeyen bir kapı önünde içeriye girme telaşı. Kötülük libasını giyinmiş iyiliği zamanla tanırız, iyilik libası giymiş kötülüğü ise yalnızca telaşından, aceleciliğinden.

Hastalıklı bir tercihtir, dünyalık kayıpların ve ebedi kazançların önünde kara yahut sihirli bir perdedir kötülük insanın kendi elleriyle çektiği. O perde sayesinde kurulan karanlık bir dünyada acısız ve pişmanlıktan uzamak nefes alıp verme çabasıdır. Yalnızca kendi ruhunu izler o perdeye bakan, yalnız kendi varlığını görür ve onu devam ettirme arzuyla yaşar şuursuzca. İnsan en zayıf yönüne, en aciz tarafına yeniden, tekrar tekrar gönüllü bir köle olarak satar kendisini kötülüğe her meylinde. Tükenir, tüketir zira gücünü yokluktan alır, yokluğa çıkarır bütün yolları. En büyük kötülükler bile küçücük iyiliklerin karşısında çoğu zaman tarumar olur.

İyilikle kötülük, günahla masumiyet bu dünyanın içinde el ele yürür.

(Oscar Wilde)

Kötülüğün yüzü mütebessim, sözleri samimi, duruşu sağlam gelir başlangıçta. İyilerin korkak, kötülerin cesur olduğu düşünülür böyle demlerde. Adım adım ilerler kötülükle adalet sağlama hissi. Bu yüzden en çok ezildiğini, aldatıldığını, haksızlığa uğradığını düşünen insanların bünyesinde neşvünema bulmaya müsaittir. Vicdandan, kalpten öte kendisini kendisine hapsetmiş aklın çocuğudur kötülük. Ona kanmak ya da kanmamak elimizde değildir daha önceden yaşanmış bir tecrübemiz, sağlam bir irademiz yoksa onun cazibesi karşısında. Kötü olduğunun farkında olmamak ve bunu iyilik ve çözüm olarak düşünmek ise artık kötülüğün taht kurduğu zihinlerin işidir. Kötülük ya iyilikle beslenir ya kullanır iyiliği yeri geldiğinde. Herkes söylese de iyi olduğunu ve çoğunluk kötülük yaptığını kabul etmese de ancak maruz kaldığımızda ya da yıllar sonra farkına varırız gerçek iyiliğin de kötülüğün de. Zira bünyesinde niyet muhafaza eden kimi iyilikler kötülüklere yürür kimi kötülükler de iyiliklere.

Cemiyette kimsenin üzerine almadığı libas, kullanmadığı maske gibidir kötülük zira kötülüğün yönü iyilik gibi net ve tek değildir, yalın ve yalnız değildir. Durmadan çoğalma, durmadan bir başka kötülüğe yaslanma açlığı taşıma, bulaşma, etki altına alma çabası kötülüğün mayasında saklıdır. Yine de yetmez tanımlar, tarifler, tecrübeler kötülükle iyiliği keskin ve sonsuz sınırlarlarla birbirinden ayırmaya üzerinde yaşadığımız dünyada çünkü iyiliği inşa edenler kötülüğe yol açmaz belki ancak kötülüğü inşa edenler iyiliğin arayıcılarını, taliplerini de çoğaltır istemeden.

Bugün kötü ne kadar huzur içinde olursa olsun, yarın pişman olur azap çeker.

(Yusuf Has Hacib)

Tanımlar, tarifler, tecrübeler farklı farklı olsa da kötülükle iyiliğin keskin ve sonsuz sınırlarla birbirinden ayrıldığı bir dünya değil üzerinde yaşadığımız. Tıpkı yüzlerimiz, parmak izlerimiz, sesimiz gibi kötülükler de türlü türlüdür iyilikler de. İyiliğin azlığı, eksikliği kötülük, kötülüğün azlığı ve eksikliği ise iyiliktir. Çok şey yapabilecekken hiçbir şey yapmamak yeterlidir bazen büyük kötülükler için. Bazen esirgenen küçücük bir iyiliktir en büyük kötülük ki onu ölçmek, tartmak, onun sınırlarını, etkilerini belirlemek mümkün değildir.

İlla ki birilerine acı çektirmek, birilerinin canını yakmak değildir  kötülük, mesela beklenilen bir selamı esirgemek  kötülüktür. Mesela bir gülü görmemek yol üzerinde, kötülüktür. Bir gündoğumunu kaçırmak ve bir günü ziyan etmek hem güne hem kendimize yaptığımız kötülüktür. Bir çiçeği saksıda kurutmak da kötülüktür, onu su ile çürütmek de…

İster gizli yapılsın ister aşikar, dönüşlü fiillerin en etkilisi ve öğretici olanıdır kötülük; bizde başlar ve bize döner, biz dönerken dünyadan.

Mostar Dergisi, Ağustos 2019

Yorum Bırakın

Yorum yapmak için giriş yapmanız gereklidir.