bu melal bahçesi’nin leyla’sı niye eksik?

ömer yalçınova

Hüseyin Kaya için sözünde duran şair de diyebilirdik. Bu da onu ve onun şiirini anlatırdı. Fakat Hüseyin Kaya’nın şiirleri okunduğunda, onun yalnızca sözünde durmadığı, aslında bir hareket içinde olduğu fark edilir. O yüzden Hüseyin Kaya için sözünde durmak bir şey ama asıl şey sözünde olmaktır.

Melâl Bahçesi’nde (2013, Sütun y.) eğer bu şiirleri söylemeseydi, o zaman kendisi de olamayacak bir şairle karşılaşırız. Sanki bütün hareketleri, düşleri, düşünceleri, gülümseyişi, arkadaşlıkları… her şey o duyguya endekslidir. Oradan güç kalır ve oranın şekillendirmesiyle var olur. Bu duygu aşktır. Aşk onun şiirinde merkezî bir yer tutar. Öyle bir aşk ki aşktan hiçbir şey beklemez. Ama aşkın emrindedir. Kulaklarını aşkın buyruğuna vermiştir. Kalbinde aşktan başka hiçbir şey yer tutamaz gibidir. Aşk konuşmasını, sözlerini, itirazlarını ve isyanını dillendirir. Aşk hayatını biçimlendirir, yaptığı mesleği bile tayin eder. Aşkın katında her şey anlamına kavuşur. Yoksa anlamsızdır.

Acı, sızı, dertler, yokluklar, yoksulluk ve inançlar, eninde sonunda gelir aşka dayanır. Söz aşkı dillendiriyorsa kıymetlidir. Aşka değmeyen hiçbir şeyin kıymetinden söz edilemez. Aşkın bu merkezî yeri her şeyi tayin eder, gerekenleri alır, gerekmezleri dışarıda bırakır. Bu, o merkezî duygunun yaratıcı kuvvetidir; hareket ettirici ve canlandırıcı özelliği, hatta mazereti ve sebebidir. Şairin veya şiirde konuşan özenin bu merkez etrafında dönerken ulaştığı karakter Hüseyin Kaya şiirinin karakteristiğini oluşturur.

 Aşkın emrinde, iradeyi aşkın dümenine terk eden şair

Bilindiği üzere lirik şiir ince bir çizgi üzerinde yürümeye benzer. Lirik şiir şairini de kendine benzetir. Şairin dünyayı algılayışı (ya da buna şu da denilebilir), şiirdeki öznenin dünyayı anlatışı, dile getirişi, lirizmden güç alır. Yalnızca güç almakla kalmaz, biçimini de lirizmden ilhamla oluşturur. Aşkın sözü, sözün de biçimi belirleyişinden söz ediyoruz. O yüzden önce aşkta toplanmak, odaklanmak gerekir. Lirik şiirin özelliği; duygunun yönlendirmesine şairin kendini bırakması. İradeyi tamamen aşka teslim etmesi. Aşk ne derse, ona göre biçimlenmeyi, üslubu ve dili kullanmayı. O yüzden lirik şiirde ölçü çok hassastır. İnce bir çizgide yürümek gibidir. Ayağı kaydığı an, o sıcaklık kaybolur, yapmacıklık kendini gösterir. Melâl Bahçesi bu noktada dengesini iyi kuran bir kitap.

Sonuçta lirik şiir de bir tercihtir. Şairin kendini bu şekilde bulması veya kaybolması tercihi. Öyle ya! Aşkın emrinde, iradeyi aşkın dümenine terk eden şair, kendini kayboluşunda, daha doğrusu kaybolarak, sözün içinde olarak bulmaya çalışır. Bunun manası şairin kendini ben buyum diyerek değil, aşk budur diyerek ortaya koymasıdır. Oradan başlayıp, yine oraya dönüş Hüseyin Kaya şiirini bütünlüklü kılar. O neyden, nasıl söz ederse etsin, aynı şeyi söyler gibidir, çünkü her şeye aynı noktadan bakmaktadır.

Aşkın kör edici özelliği veya ateşi veya etkileyiciliği de denilebilir buna. Melâl Bahçesi’ndeki söyleyiş, seslenilen özne, ele alınan konular her kişi, olay, durum ve düşünüşte bu yüzden kırılıp dağılır. Kırılıp dağılarak varlığını belli eder ve seslendirir.

Melâl Bahçesi’nin en dikkate değer özelliği zorlama mısra ve söyleyişlerden uzak kalan şiirlerden oluşmasıdır. Özellikle lirik şiirde zorlama mısra çok fena sırıtır. İtici ve sevimsiz kaçar. Bunun adı; olmayan şeyi, olmuş veya oluyormuş gibi göstermeye çalışmaktır. Melâl Bahçesi bu açıdan okuyucuyu hiç rahatsız etmiyor. Duygu sömürüsü yapmıyor. İnandırıcılığını ve samimiyetini koruyor. Örneğin; yaptırılmaya çalışılan ama yaptırılamayan şeyler, bir de ağlanarak yaptırılmaya çalışır. Bu lirizmin zaafıdır, olumsuz bir tavırdır. Kendini tam bir adayamayışın resmidir. Melâl Bahçesi’nde bu olumsuz durumla karşılaşılmaz. Hüseyin Kaya şiirindeki samimiyet beklentisizlikte, ummazlıkta; böyle bir ihtimali aklına bile getirmemekte yatar.

Melâl Bahçesi’ni; yakaladığı samimiyeti, acıyı terk etmeyen, onu terk etmemeye söz veren ve sözünde duran; bu söz ve tutunmayla kendisi olabilen bir şairin şiir kitabı, çalışması, söz dağarcığı veya hayatı diye tanımlayabiliriz.

 Hüseyin Kaya güncelden yola çıkarak mısra kurmaya başladığında daha başarılı

Buraya kadar Melâl Bahçesi’nin pozitif yönlerinden söz ettik. Şimdi sıra geldi zayıf noktalarına. Her şeyden önce Hüseyin Kaya çok kıskanç bir şair. Acılarını kıskanıyor. Acısını dile getirdiği şiirlerinde, o acının mahiyetini, görünüşünü, yaşanış şeklini, ortaya çıkışını okuyucusuna vermiyor. Melâl Bahçesi’ni okuyup bitirdiğimizde uzakta, ulaşılmaz; kaşı gözü, endamı, sözleri veya davranışları belirsiz bir sevgiliyle karşılaşıyoruz. Leyla nasıl biridir, bilemiyoruz. Leyla Mecnun’a neler yaptı, bunu da öğrenmiyoruz. Oysa birkaç mısraıyla da olsa şair; Leyla’yı, anneyi veya babayı okuyucuya göstermelidir, hiç olmazsa birkaç çizgiyle, fırça darbesiyle. Okuyucunun bunu talep etmeye hakkı vardır. Nihayetinde şiirin asıl muhatabı okuyucudur. Şairin seslendiği, muhatap aldığı yön, okuyucunun gözünde canlanmadığında, dile getirilenler etkisini kaybediyor. Melâl Bahçesi yalnızca şairinin gördüğü, duyduğu, hissettiği ama bunları okuyucunun görmeden, duymadan ve hissetmeden anlaması istenen aşk ve acılarla dolu.

Hüseyin Kaya güncelden yola çıkarak mısra kurmaya başladığında daha başarılı. Misal “ah efendim sizin hiç dişiniz ağrımaz mı”, derdini açık bir şekilde anlatan ama basite kaçmayan, bayağı denilemeyecek, iyi bir mısra. Veya “anneniz uyuyor çocuklar susun” mısraı. Bu tür doğal, kendiliğinden gelen, pratik hayatın içinden çıkan mısralar Melâl Bahçesi’ni güçlendiriyor. Zorlama, sırf şairinin hayal dünyasından çıkarılıp ortaya konulan mısralar ise okuyucuda pek karşılık bulmuyor; lirik şiirin doğallık, samimiyet ilkesine ters düşüyor.

Bir de örnek verdiğimiz mısralardaki mizahilik ve incelik Hüseyin Kaya’yı Hüseyin Kaya yapan diğer bir unsur, hem de güçlü bir unsurdur.

kaynak: www.dunyabizim.com

Yeni Şeyler – 12:00, 24 Nisan 2013 Çarşamba

Yorum Bırakın

Yorum yapmak için giriş yapmanız gereklidir.