efsane dergi sühan yeniden çıkacak mı?

 yılmaz yılmaz’ın röportajı

Sivas’tan ses veren ve edebiyatın gündemine oturan birbirinden güzel özel sayıları ile yürekleri fetheden, hiç şiir yayınlamayarak ilginç bir çıkış yapan efsane deneme dergisi Sühan’ın süvarisi Hüseyin Kaya ile konuştuk. Kaya, yeni bir dergi için göz kırpıyor. Hem Sühan’ı hem üniversitede yaptığı güzel işleri sorduk.

Önce Rûzigâr, sonra Sühan… Hüseyin Kaya, uzun zamandır içindeki dergi hasretini nasıl gideriyor? Yeni bir dergi var mı?
Her dönemde kendime yakın hissettiğim bazı dergiler var ve bu dergiler sayesinde bahsettiğiniz hasretini az da olsa giderebilmek mümkün. Yeni bir dergi arzusu dergiciliğe bulaşan herkeste klasik ifade ile tedavisi pek de mümkün olmayan bir hastalıktır. Bazen aklıma bir kelime geliyor, bundan güzel dergi ismi olur, diyerek not alıyorum bir kenara. Farklı bir font ya da kağıt gördüğümde ilk aklıma gelen yine bu kağıt, bu font bir dergide nasıl durur, diye düşünmekten kendimi alamıyorum.
Şu vakitler ufukta beliren bir dergi var yakın arkadaşlarla istişare halindeyiz ancak ortaya çıkmadan bir şeyler söylemek de çok doğru değil.

Hem fakültede hem de lisede derslere giriyorsunuz. Hangisi zor; lisede ders vermek mi fakültede ders vermek mi? Neden?
Fakültedeki derslerin daha zevkli geçtiğini söyleyebilirim. Üniversite öğrencileri lise öğrencilerine göre daha rahat ve daha algıya açık. Fakültede dersler “ders”ten ziyade bir etkileşim süreci olarak geçiyor. Lisedeki çocukları sınav ve müfredat kıskacı olumsuz etkiliyor, hür düşünceden uzak tutuyor. Aynı kıskaç içinde öğretmenlerin de hareket alanlarının daraldığını düşünüyorum. Hülasa, üniversitede ders ve eğitim kelimelerinin altını daha rahat doldurabildiğime inanıyorum.

Gözü saatte olan, şu zil çalsa da ders bitse diyen öğrenci her zaman olacaktır ama siz neler yapıyorsunuz bu derslerde?
Lisede hareket alanımızın dar olduğunu belirttim fakat üniversitede öncelikle öğrencilerin seviye gruplarına göre uygulamalar, çalışmalar yapıyorum.
Dersi sevdirme hususunda ilk haftadan sonra ben devreden çıkıyorum, kitapları okuyanlar okumayanlara şiddetle tavsiye ediyor, filmleri seyredenler seyretmeyenlere tavsiye ediyorlar, yurtlarda, öğrenci evlerinde filmler, kitaplar için ortamlar oluşturuyorlar. Neredeyse herkesin söyleyeceği üç beş kelime oluyor yapılmasını istediğim faaliyetlerle ilgili.
Gençlere benim istediğim bir noktayı değil de kendi yükselebilecekleri noktaları işaret ediyorum. Her hafta bir kitap ve yazarı üzerine hazırlık yaparak geliyorlar derslere. Türk ve dünya edebiyatından yükte hafif pahada ağır eserler seçiyoruz. Kitapların yanı sıra filmlerden, dergilerden bahsettiğimiz dersler de oluyor. Sesli kitap, fanzin hazırlatıyorum mesela…

Derslerde film izletmenizin amacı nedir peki?
Filmleri derslerde izletmiyorum, öğrenciler kendi ortamlarında izliyorlar filmleri ve derslerde bu filmlerin müzakeresini yapıyoruz. Çoğunlukla mesleki alanda gençlerin etkileneceklerini düşündüğüm filmleri ve edebiyat uyarlamalarını dâhil ediyorum listeye. Cennetin Rengi, Black, Reis Bey, Suç ve Ceza, Sefiller, Ölü Ozanlar Derneği, Patch Adams gibi filmler… Kitapların kapısını açamayan ya da tüm çabamıza rağmen sevmeyen öğrencilere en azından böyle bir kapıyı da aralık bırakmış oluyorum bu yöntemle. Bazen filmler kitaplardan daha etkili oluyor. Kitaplardan kaçanlar filmlere yakalanıyor anlayacağınız.

Kınaladığınız, bu öğrenci gelecek vaat ediyor dediğiniz öğrenciler var mı? Bunlar için özel olarak bir şey yapıyor musunuz?
Her şubede birkaç öğrenci oluyor mutlaka. Bu gençler derslerden artakalan vakitlerde mutlaka kitaplar, filmler, yazarlar, şairler, dergiler üzerine muhabbetimiz oluyor. Dergilere, internet sitelerine yönlendirdiklerim oluyor. Bazıları illa kendi dergilerini çıkarmak istiyor ve çıkarıyor. Onların da ihtiyaç hissettikleri her durumda yanlarında olmaya gayret gösteriyorum.

Şiir akşamlarına değinmek istiyorum. En son Maraş şiir akşamlarına katıldınız. Bu etkinliklerden maksat hasıl oluyor mu? İlgi, hem katılımcılar hem dinleyiciler açısından, yeterli mi?
Bu tür programlardan ne beklediğinize bağlı biraz bu sorunun cevabı… Maksadınız muhabbet ise bu türden programlarda kesinlikle maksat hasıl oluyor. Tanıştığım, muhabbet etme imkânı bulabildiğim ağabeylerle, dostlarla çoğunlukla bu türden programlar sayesinde bir araya geldik.
Dinleyiciler açısından da elbette kazançlı oluyor programlar. Şairlerle tanışma, muhabbet etme, kitaplarını imzalatma imkânı buluyor onlar da. Her şehirde şiire, edebiyata hevesli bir grup genç oluyor program sonrası çay içmek için bekleyen. Onlarla tanışmak ve muhabbet etmek de ayrı bir güzellik.
Şiir akşamları olmalı mı, olmamalı mı yahut nasıl olmalı sorusunu pek çok arkadaşla defalarca konuştuk, tartıştık. Hatta maksada hizmet etmediği düşüncesiyle dört beş yıl uzak durdum şiir gecelerinden. Kalabalıkla şiire, edebiyata… Sanata doğrudan hizmet edilemeyeceğini geç anladım biraz. Dostluk ve muhabbetten fazla bir şey beklememek lazım hâsılı bu programlardan.
Şiir programlarının maksadını aştığı ya da maksadına hizmet etmediği durumlar vardır elbet. Su-i emsal misal olmaz düsturunca o tür mevzulardan bahsetmek istemem doğrusu.

Son olarak… Çekil Gideyim Hayat 2006’da çıktı. Yeni bir şiir kitabı için çok bekleyecek miyiz, var mı bir hazırlık?
Şiir hususunda tembelim. Yılda dört, beş şiir ancak tamamlayabiliyorum. 2013’te inşallah küçük bir şiir kitabı daha yayımlamak nasip olur diye ümit ediyorum.

Teşekkür ediyoruz, bekliyoruz efendim.

kaynak: www.on5yirmi5.com

19 temmuz 2012

Yorum Bırakın

Yorum yapmak için giriş yapmanız gereklidir.