güz bahçesi
Tarih : Kasım 27, 2010
hüseyn kaya
Sabah sokağa çıktığınızda ayaklarınız altında hışırdayan yapraklar ve içinizi hafifçe ürpertip geçen bir serinlik karşılıyorsa sizi ve usul usul tepeye doğru yükselmeye çalışan güneş ışıtsa da yeryüzünü ısıtmaya yetmiyorsa, sonbahar; ucundan sarının binbir türlüsü dökülen fırçasını çoktan eline almış demektir. …devamını okumak için tıklayınız..
İlgili kategori : yeni eklenenler | Hadi yorumla!
“ne böyle sevdalar gördüm / ne böyle ayrılıklar”
Tarih : Kasım 25, 2010
hüseyn kaya
Her kalem yalnızca sahibinin aşkını yazdı.
Belki de bu yüzden trenle istasyonun aşkı hep yazılacak kaldı.
Evet, bu da yazılası, okunası bir aşk hikâyesidir ve kıvrım kıvrım tren yolları, akasyalar, çam ağaçları, dağların bağrından geçen karanlık tüneller suskun şahitleridir bu hikâyenin.
Dünyaya düştüğünden beri her gün bozkırda, dağların eteklerinde salına salına dolaşan yorgun bir rind ü şeydadır kara tren. Yaz kış demez, gece gündüz demez dumanlı başında ağır sevdası, bir görünür bir kaybolur uzaklarda, uzayan yollarda. …devamını okumak için tıklayınız..
İlgili kategori : yeni eklenenler | Hadi yorumla!
rüya
Tarih : Kasım 4, 2010
hüseyn kaya
ah efendim sizin hiç dişiniz ağrımaz mı
hani o büyük sızı hani kabir azabı
girip düşlerinize dağlarda kaybolmaz mı
girer gibi bir şehre timur’un orduları
ah efendim sizin hiç ucu kaleminizin
kırılmaz mı leyla’nın adını yazıyorken
çürümez mi kopmaz mı ipi tespihinizin
yükünü dilinizin sırtında taşıyorken
ah efendim sizin de yanar mı içinizde
unutulmuş bir sure gibi uzak her yıldız
yoruldum ah efendim bu dünya denizinde
aynı rüyada bile yalnızız hep yalnızız
güz 2010
az edebiyat dergisi, sayı:8
İlgili kategori : şiir, yeni eklenenler | Hadi yorumla!