“ömür dediğin”

Tarih : Kasım 24, 2009

Hüseyn KAYA

Bir öğle vakti, üzerimizde ince elbiselerle geziniyorken dışarıda, birden bire yaz yağmuruna tutulmak ve bir yandan ıslanırken bir yandan evimizde açık bıraktığımız pencereleri hatırlamak gibidir yirmili yaşları geride bırakmak. Şaşırır kalırız, başımızda bir ikindi uykusu mahmurluğu. Yağmurun, şiirlerin, şarkıların ve hayallerin bittiği yerden adım atarız otuzlu yaşlara.

***

hüseynim geçiyor gençlik çağları

Eğer sık sık zamanın ne de çabuk geçtiğini düşünüyor ve günlerin, hatta haftaların gerisinde kaldığınız oluyorsa, etrafınıza baktığınızda kendinizi arada bir de olsa yanlış istasyonda inmiş gibi hissediyorsanız ve çocukluğunuz siyah bir okul önlüğüyle ya da siyah beyaz fotoğraflardan çıkmış bir hayal ile görünüp kayboluyorsa gayri ihtiyari bakışlarınızın daldığı boşlukta, muhtemelen otuzlu yaşların ortasındasınızdır ki otuzlu yaşların ortasında olmak, ömrün ortalarında bir yerlerde olmak demektir biraz da. Ömrün ortasında olmaksa kapıların önünde kalakalmaktır ve siz onlardan uzaklaştıkça küçüleceği yerde daha da büyümesidir kalbinizde, çocukluğunuzun gençliğinizin. Hatıralar sizi habire geriye, önceden geçtiğiniz odalara sürüklerken, önünüzdeki meçhulü düşünmek yorar ruhunuzu. Yolunu unutan göçmen kuşlar gibi şaşırır kalırsınız boşlukta bir süre.

Eski yıllara ait sayfaları yırtılmamış takvimler birikir çekmecelerinizde. Bayramlar hep üç beş hafta ara ile birbirini kovalar. Sanki bir kasıt vardır ramazanların, bayramların çocukluğunuzda yaşadığınız mevsimlere denk gelmesinde. Mülayim bayram çocuklarına elinizi öptürmeye alışamazsınız bir zaman, haşarı bir çocuktur inmez yakanızdan çocukluğunuz.

Artık büyüklerin dizinin dibinde olanca ciddiyetle ve merakla onları dinleyen uslu çocuk ya da uysal genç değilsinizdir. Uğradığınız her mecliste biraz daha ortalarda yer açarlar oturmanız için. Her muhabbette sık sık bizim zamanımızda diye başlayan cümleler kurmaya başlamışısınızdır da farkına varmazsınız çoğu zaman.

Baktığınız her yerde renkler alabildiğine koyulaşır usul usul, sonra ayırt edilemeyecek kadar karışır birbirine ve yalnız kış mevsiminde değil her mevsim günler kısadır artık, akşamlar serin…

Hayatta nelerin sahibi olmuşsanız olun ailesine kötü karne götüren çocuklar gibi mahzunsunuzdur akşam vakitlerinde evinize doğru yürürken. Çocukluğunuz; gençliğinize sitem eder, gençliğiniz; ihtimallerle ve keşkelerle hırpalar kalbinizi. Bir çocuk, amca diye bağırır ardınızdan ayağınıza doğru yuvarlanan lastik topu işaret ederek, duyar; ama görmezsiniz. …devamını okumak için tıklayınız..

küstüm çiçeği

Tarih : Kasım 24, 2009

hüseyn kaya

ne çabuk unutuyor başından geçenleri
boşuna yoruluyor yine akrep duvarda
boşuna dökülüyor yapraklar takvimlerden
hangi sabah uyansam dün duruyor dışarda

avucuma çizilmiş bir küstüm çiçeğiydin
âhıma tutunarak yaşadım ömrüm seni
ne hazan ne nevbahar ne de içli şarkılar
yalnız kendinin sesi titretiyor kalbimi

    kasım, 2009
az edebiyat dergisi sayı: 5

İlgili kategori : yeni eklenenler | Hadi yorumla!