kalbimin eşiğinde gül yaprakları

Tarih : Ağustos 25, 2009

  Hüseyn KAYA

 

Günümüz gün gibi türlü zeval ile geçer

 

Kadrimiz bilmediler nite ki mah-ı Ramazan

 

Yahya Bey

Biraz övünerek ve biraz da zamaneyi küçümseyerek sarf edilen; bu zamanda oruç tutmakta ne var, cümlesi, bilhassa gündüzlerin kısa olduğu kış aylarına denk gelen ramazanlar boyunca, büyüklerimiz tarafından adeta kafamıza vururcasına her iftarda, her sahurda tekrar edildi durdu yakın zamana kadar. Bizim nesli ne oruç ne de dünya telaşı yalnızca bu cümle bitap düşürdü yıllar yılı. Öyle ki dört gözle beklediğimiz ramazan bayramları, bizi ruhumuzda derin yaralar açan bu cümleden kurtardığı için daha da anlam kazandı.

Yaşlılarımız; hani ellerinde olsa yaz tatilinin o en kavurucu, uzun günlerini ramazan ayı ilan edecek ve oruçlu biçare hallerimizden kendilerine ramazan eğlencesi çıkaracak gibiydiler. Sanki böyle kısa günlerde oruç tutmayı, araya torpil koyarak biz istemiştik. Oruç günleri, kış mevsiminin kısa gündüzlerine denk geldiyse suç bizim değildi elbet ve elbet onların ömürlerinde bir yerlerde de ramazan, en az iki kez kış mevsimine denk gelmişti. Ancak mesele ramazanın bizim nesle yaptığı düşünülen bu iltimas değil de ömrün gittikçe gerisinde kalan uzaklaşan ramazanlarını bir vesile ile yad etmekti onlar için galiba. Mevzuya girişin en kestirme yolu da eski ramazanlar klasiğinden geçiyordu her seferinde. Öyle ki mevzu ramazan olunca hayatın gerisi teferruata dönüşüyor, asker yolcu edilen zamanlarda dinleye dinleye ezberlediğimiz askerlik hatıraları bile ehemmiyetini yitiriyordu.

Pek kıymetli sevabı sebebiyle herkese nasip olmayacağı düşünülen o çetin ramazan günlerini, şanlı bir direnişi, destanı her seferinde yeni baştan yazarcasına yıllar yılı coşkuyla, övgüyle anlatmak tabii ki onların hakkıydı. …devamını okumak için tıklayınız..

İlgili kategori : yeni eklenenler | Hadi yorumla!

vakt-i kerahat

Tarih : Ağustos 19, 2009

hüseyn kaya

benim yerimde olsan her gün yağmur isterdin

aynalarda kör düğüm olurdu bakışların

isli bir lamba camı ufanırdı üstüne

kerpiçten odalarda ekşiyen yıllarının

kerpiçten avlularda kirkit sesinden ninni

çözülmeyi bekleyen bir ip ağacı olsun

olsun olsun isterdin bir annen ak tülbentli

bir güz akşamı gibi düşerken ümitlerin

olsun ve öpsün her gün acıyan yerlerini

bir de çığlık çığılığa ağlardı kırlangıçlar

kanlı kanatlarıyla çarpa çarpa kalbine

hepsi hepsi bu işte geri kalan sevdadan

ahir zaman içinde evvel zaman içinde

dize dergisi

 2007