hüseyin kaya hakkında
Tarih : Şubat 17, 2008
Hüseyin KAYA (1975)
1975 yılında Sivas’ta doğdu. Ortaöğrenimini Sivas’ta tamamladı. Van’da başladığı edebiyat fakültesi tahsilini de Sivas’ta tamamladı.
Şiir ve nesir çalışmaları; Yitik Düşler, Martı, İnsan Saati, Kuyudaki Koro, Hayat Ağacı, Irmak Yazıları, Bilim ve Aklın Aydınlığında Eğitim, Lika, Kum Yazıları, Rûzigâr, Sühan, Dergâh ve Dize dergilerinde yayımlandı.
İlk kitabı “Çekil Gideyim Hayat” ismiyle 2006 da Lamure yayınlarından çıktı.
İlgili kategori : hakkında | 6 yorum yapılmış.
rûzigâr”ın hikâyesi
Tarih : Şubat 16, 2008
hüseyin kaya
Edebiyat fakültesinde ikinci sınıf öğrencisi olmuştum ve edebiyat fakültesinde umduğunu bulamamanın şaşkınlığını yavaş yavaş üzerimden atma aşamasındaydım. Her edebiyat fakültesinde birkaç öğrenci mutlaka olurdu o yıllarda “edebiyat” kaygısı ile bu bölümlere kayıt yaptıran. Hasan Kaya da benimle benzer düşüncelerle edebiyat fakültesine kayıt yaptırmış ancak umduğunu bulamayan birkaç arkadaştan birisiydi. İsimlerimiz arasındaki akrabalık ve soyadı benzerliği cisim ve suret farklılığımıza rağmen yıllarca “kardeş misiniz?” sorusuna maruz bıraktı bizi.
Hasan şiirle ilgilenmişti ve hikayeye ilgi duyuyordu, ben sadece şiirle uğraşıyor, daha doğrusu uğraşmak istiyordum. Ders aralarında, çay ocağı ve kantin muhabbetlerinde bir dergi yayımlama düşüncesi bir zaman sonra kendiliğinden hasıl oldu. İkimiz de tecrübesizdik. Bir dergi yayımlama fikri lise yıllarından beri zihnimde dolaşıp durmaktaydı ancak şimdi her şeye bu kadar yakın olmak beni biraz ürkütüyor, çekingenliğe sevk ediyordu. Hasan ise olabildiğince cesurdu ve kendine güveniyordu. Önce dergiye bir isim bulmamız gerekiyordu. Birkaç gün düşündük, bu hususta da iş yine Hasan’a düşmüştü, Rûzigâr olsun, mu dedi, olsun dedik ve derginin adı böylelikle netleşti. Derginin resmi müsaadesi alındı, benim yaşım müsaade etmediği için künyede resmi bir sıfatım olmayacaktı, Derginin sahibi bir süreliğine Erol Arslan, yazı işleri müdürü; Hasan Kaya olmuştu bana ise “yayın koordinatörü” sıfatı düşmüştü. Artık dönüş yoktu, heyecan heves, tutku, aşk… Evvelinde cümle güzel hissiyatı, ahirinde ise hüzne ait ne varsa tamamını yaşatan bir maceranın arefesinde olduğumuzun farkında değildik galiba. Matbaalardan aldığımız fiyatların harçlıklarımızı çok aştığını görmek bu sevdadan vazgeçmek yerine derginin ebatlarını küçük düşünmeye yönlendirdi bizi. Artık künyesi, ismi ve ebatları belirlenmişti derginin. Destek alabilmek için birkaç hocamıza da derdimizi açmıştık; ama hocalarımızdan kimi; “bunlar boş işler” ifadesiyle geçiştirdi, kimi; “niye Farsça isim düşünüyorsunuz” dedi, en iyi niyetli yaklaşanı da “sizin bir motora ihtiyacınız var, ben bu derginin motoru olayım” gibi bir ifade kullandı. Dergide ve bizde “akademik” bir tarz, üslüp bulunmayışı yollarımızı daha başta ayırmaya yetiyordu fakülte ile. …devamını okumak için tıklayınız..
İlgili kategori : yeni eklenenler | 11 yorum yapılmış.
“tuz ırmağı” bir kitap; “GöğEkin”
Tarih : Şubat 15, 2008
“tuz ırmağı” bir kitap; “GöğEkin”
hüseyin kaya
Başkalarının tavsiye ettiği kitaplara hep tereddütle yaklaşırım. Bu tereddüt, galiba kitaplardan ziyade onları tavsiye edenlerle alakalıdır. Bir kitabı, herkes aynı nedenlerle okuyor ve aynı neticelere ulaşıyorsa o kitabı herkesin okumasının gereksiz olduğunu düşünürüm. Aslında bana tavsiye edilen, övüle övüle bitirilemeyen kitaplara bu tavırla yaklaşmamın bir sebebinin de “neden ben daha önce okumadım? “ sorusunun beni yönlendirdiği kıskançlık hissi olduğunu da itiraf etmeliyim.
Dostoyevski’nin Beyaz Geceler isimli o küçük kitabının bendeki serüveni bu şekildedir mesela. Dostoyevski’ye hep tepeden baktığım ve sürekli isminin her zikredilişinde karşısına Tolstoy’u koyarak Dostoyevski’yi geçiştirdiğim yıllarda bu kitaptan bir arkadaşımın övgüyle bahsetmesine ses çıkarmamış, daha sonra Hareket Yayınları’ndan çıkmış Beyaz Geceler çevirisini bir sahafta bulunca, arkadaşımın methiyesine Hareket Yayınları’nın da imajı eklenince kendimi almak zorunda hissedip almıştım. Kitabın ince ve tercümenin pürüzsüz oluşu kitabı aynı gün bitirmeme olduğu gibi, kitabın kendisi de artık Dostoyevski hakkındaki düşüncelerimi kısmen değiştirmeme neden olmuştu. Şüphesiz kitabı bana sevdiren şeyler, bana tavsiye eden kişiye sevdiren şeylerle aynı değildi.
”ıssız patikaların yalnız izcisi”
Benim asıl anlatmak istediğim yine benzer bir serüvenle kapımı çalan başka bir kitap: …devamını okumak için tıklayınız..
İlgili kategori : yeni eklenenler | Hadi yorumla!