naklettiğim senin kıssan
Tarih : Nisan 15, 2008
“naklettiğim senin kıssan”
hüseyin kaya
“Humlar şikeste cam tehi yok vücûd-ı mey
Ettin esir-i kahve bizi hey zamâne hey”
Sani
Şiiri tanımlamaya çalışan, şiirden bahsederek onu belirli bir anlayış ve mantık çerçevesi içine almaya çalışan cümle metinlere kuşkuyla yaklaşmanın gereğine inanırım. Şiirin batınıyetine olan inancımdır bu şüphenin asıl nedeni. Evet, şiir tamamen değilse bile büyük oranda şairin kendisi ile ilgili bir durum, şairin, şiirden başka bir dille kurtulamadığı, söyleyemediği bir halettir ve ilk haliyle aslında kısmi bir mahremiyeti de arz etmelidir. Bu bakımdan “şiir”den bahsetmek yerine “şair”den ve şair hallerinden bahsetmek daha yerinde bir yaklaşım olacaktır kanaatindeyim.
“onlar ki kelama can verirler”
Hasan Ali Yücel: “Şair herkese benzemeyen ve benzemekten kaçan adamdır” der. Şair şiirle olan ünsiyeti ve bu ünsiyetin devamı için mutlaka kendini sıradanlıktan sakınmak zorundadır. Zira sanatkârın sanatını kıymetlendiren unsur sanatkârın kendisi ve hayata karşı duruşudur. Sayısı yirmiye yaklaşan Leyla vü Mecnun şairi içerisinde yalnızca birkaçının zihinlerde kalması, biraz bu yüzden olsa gerektir. Şair şiirinin, yani sözünün arkasında durmadığı andan itibaren sıradan bir hayat sergilemeye ve bunun yanında şiirini de değerden düşürmeye başlar. Şairin dünyadaki farklı duruşu ukalalık, kibir yahut başka ruhi dengesizliklerden ziyade hayatı anlamlandırma ve hakikate erişme noktasındaki nev-i şahsına münhasır izlediği yoldur. Şair hakikat karşısına başkalarının kıyafetlerine bürünmeden, başkalarının geldiği yollardan geçmeyerek varan kişidir.
Gerek bizde gerek diğer doğu toplumlarında şair başlangıçtan beri halk içinde saygınlığı olan bir kimliğin sahibidir. Büyü, din ve felsefe ile iç içedir şiir ve şair her zaman. Şiir ve şairin bu üçlüye yakın olmasının nedeni şiirin varoluşundaki metafiziktir aslında. …devamını okumak için tıklayınız..
İlgili kategori : yeni eklenenler | Hadi yorumla!