hatıralarımızın son kalesi sivas istasyonu…

Tarih : Şubat 11, 2009

hüseyin kaya

Biz mekanlarda yaşamayız aslında, mekanlar bizim içimizde yaşar ve yaşadıkça değerini orada bulur. Zaman geçtikçe bizden ona, ondan bize efsunlu bir şeyler siner. Bir zaman sonra onun da ruhunun olduğunu düşünür, ona bir canlı gibi bakmaya başlarız. Yaşadığımız mahalle, oturduğumuz ev, her gün adımladığımız yol ya da çocukluğumuzu geçirdiğimizi köy bu yüzden mühimdir ve ana, baba, kardeş gibi rüyalarımıza girer, çağırır kendine ondan uzak düştüğümüzde bizi.
Boş alanlarından sürekli hoyrat binaların yükseldiği, müstakil evlerin bir soykırım edasıyla kazınarak yerine apartmanların kondurulduğu, yolların bağrının kazınmaktan ve asfaltla yamanmaktan, kaldırımların değiştirilmekten yorgun düştüğü bir şehirde yaşıyorsanız ancak el değmemiş, göz dikilmemiş mekanların bir anlamı kalmıştır dünyanızda. Biraz avunmak, dünyanın telaşından ve sıkıntılarından kısa bir süreliğine de olsa kurtulmak için bu türden mekanlara atarsınız kendinizi. Şehrin başka taraflarında iş makineleri muzaffer tanklar gibi gömülü hatıralarınızın üzerinde gezinirken, siz; o mekanda çocukluğunuzu, gençliğinizi hatırlar, gerçekleşmemiş hayallerin, tükenmiş umutların kapısında savrulursunuz. Bazen içiniz ferahlar, aydınlanır oraya vardığınızda, hatıralar buğulu bir pencerenin ardında canlanmaya başlar. Bazen de bir şeyler düğümlenir boğazınıza, uzun bir ayrılıktan sonra babanıza hasretle sarılmış da ağlayamamışsınız gibi.
“Tren Gider Ben Kalırım”
Anadolu’nun benzer pek çok şehrinde olduğu gibi Sivas’ta da hoyrat ellerin değmediği değemediği nadir mekanlardan biridir tren istasyonu. Belki de bu yüzden her mevsim sıcacıktır ve herkesin içinde de sıcak bir yeri vardır onun. Yalnızca bu şehirde yaşayanların değil, bu şehirden trenle bir gece yarısı geçmiş insanların dahi mevzubahis olduğunda Sivas İstasyonuna dair söyleyecek üç beş kelamı her zaman olmuştur. Dayanılmaz vedalar, acılar, yoksulluklar yaşansa da eteğinde herkes memnundur ondan. Hem yalnız ayrılıklara değil, vuslatlara sevinçlere de şahit olur onun yorgun taş duvarları ve bilir gibi insanların kendisi hakkında ne düşündüğünü, şehrin bir kenarında yıllar yılı şehre geleni karşılar şehirden gideni uğurlar. İnşa edildiği günden beri taştan bir kale gibi hep vakur ancak bir o kadar da mahzun çıkmışsa fotoğraflarda biraz da bu yüzdendir. Adını kendisinden alan İstasyon Caddesi, ihlali mümkün olmayan bir sınır çizgisi gibi korur onu gündelik telaşların basitliğinden zira orası yalnızca iki rengin bulunduğu başka bir dünyadır ve türküler, ağıtlar ayrılıklar başka hiçbir yerde olmadığı kadar orada canlıdır. …devamını okumak için tıklayınız..

İlgili kategori : yeni eklenenler | 1 yorum yapılmış.

|

sayfalarım

  • biyografi
  • konuşmalar
  • yazılar

kategoriler

  • hakkında
  • kitaplar
  • şiir
  • sivas
  • yeni eklenenler

son yazılarım

  • gelenek ve şiir soruşturması
  • kalbimizin durgun kıyısı
  • defter
  • radyo mu dediniz
  • dünya hâli
  • türkülerin söylediği bursa
  • bahar şarkısı
  • kış güzeli
  • kedi güzellemesi
  • hayal defteri
  • ismail karakurt’la mülakat
  • güz bahçesi

mecmuâ

  • 2011
  • 2010
  • 2009
  • 2008

sühan dergisi arşivi

  • sayı 1
  • sayı 2
  • sayı 3
  • sayı 4
  • sayı 5

bağlantılar

  • a.turan alkan
  • halil rıfat paşa lisesi
  • kyk
  • sibirya mektupları
  • sühan dergisi

Turan Değerli desteği ile hazırlanmıştır.
Tüm hakları ©2008 Hüseyin Kaya üzerinde saklıdır.

kyk başvuru tarihleri 2011 - prefabrik - pvc banyo dolapları - sivas oto - e-okul - Korkmaz Morg - Cenaze Morgları - Morg Kabinleri - Morg Sistemleri - Morg Üniteleri - Morg Ünitesi - Soğuk Oda - Soğuk Depo - Soğuk oda - Soğuk hava deposu - Soğuk Oda -Soğuk Hava - Soğuk Oda - Soğuk Hava Deposu -
Web Stats