ismail karakurt’la mülakat
Tarih : Aralık 13, 2010
Konuşturan: Hüseyn KAYA
-İkinci şiir kitabınız ilk şiir kitabınız Simurg’tan yedi yıl sonra çıkmıştı Mahrem Mecazlar ismiyle. Mahrem Mecazlar’ın üzerinden on küsur yıl geçti fakat yeni şiir kitabı yayımlamadınız. Ufukta yeni şiir kitabı var mı?
Olmaz olur mu? Denize atılacak birkaç şişe hazır! Ama hangi sahilden atılacak, hangi denize atılacak, bilemiyorum… Kitaplaşma bir şair için görünür hale gelmedir. Ama sık sık ya da belli periyotlarla dergilerde şiir yayımlatmamam, yeni kitapla görünmemem şiir yazmadığım anlamına gelmiyor, gelmez de. Bu bir suskunluk değil, varsayın sükûnetimle baş başayım; halvetimdeyim, tabiatın müziğini dinliyorum, kendimi dinliyorum. Şiirin bir süreklilik sanatı olduğunu az çok bilirim. Bu disiplininden bir şey kaybetmedim. Kader, nasip ve yaşama uğraşı! Şükürler olsun, şiirin büyük sofrasından nasibim devam ediyor ve yazıyorum hâlâ!
Çocuklara yönelik olanını saymaysak, iki şiir dosyası yayıncısını bekliyor. Kimi zaman bekleyeceğine okuyucusuna ulaşsa diye murat ettiğimiz oluyor olmasına ama biz kimsenin kapısını çalmıyoruz, kimse de bizim kapımızı çalmıyor!
- Kapı çalmak, bahsini biraz açabilir misiniz?
Lobi, çete ya da yayıncı seviciliğimiz yok yani. Her şeye rağmen yaşamak bir kaderdir, bahşedilen bir nimet, bir nasip diye algılarız onu! Şiir yaşamak denen çalkantıda, bir haysiyet sınavıdır. Evet, ben şiiri böyle bilir, böyle inanırım. Hiçbir kirliliğe, hiçbir kirli ilişkiye feda edemem onu. Nihayetinde erdemli bir uğraşın içindeyiz. Kendimizi, varoluşumuzu; şiirlerimizde kendine bir karşılık bulan insanları hakikatle, erdemli oluşla, sahih bir duruşla yüzleştirmeye çalışıyoruz. Şiir yüreğin, yüreklerin inşirahı; bir şairin en az çocukluğu kadar sahip çıkması gereken haysiyetidir, sorumluluğudur, sorumluluğundadır. İlk iki kitapta, şiirimin artık okurla buluşması gerekir, kanaatini bildirdi dostlar, tamam dedim. Yenileri için bakalım, nasip!
-Mahrem Mecazlar’ı, bir şairimiz Simurg’un gerisinde bulmuş ve buna sebep olarak da taşraya yerleşmiş olmanızı göstermiş, yaşadığınız ortamdan olumsuz etkilendiğinizi yazmıştı. Bu eleştiri ve eleştirinin dayanakları için neler söylersiniz? Taşrada olmak zayıf olmayı, zayıf kalmayı gerektirir mi? …devamını okumak için tıklayınız..
İlgili kategori : yeni eklenenler | Hadi yorumla!
“ne böyle sevdalar gördüm / ne böyle ayrılıklar”
Tarih : Kasım 25, 2010
hüseyn kaya
Her kalem yalnızca sahibinin aşkını yazdı.
Belki de bu yüzden trenle istasyonun aşkı hep yazılacak kaldı.
Evet, bu da yazılası, okunası bir aşk hikâyesidir ve kıvrım kıvrım tren yolları, akasyalar, çam ağaçları, dağların bağrından geçen karanlık tüneller suskun şahitleridir bu hikâyenin.
Dünyaya düştüğünden beri her gün bozkırda, dağların eteklerinde salına salına dolaşan yorgun bir rind ü şeydadır kara tren. Yaz kış demez, gece gündüz demez dumanlı başında ağır sevdası, bir görünür bir kaybolur uzaklarda, uzayan yollarda. …devamını okumak için tıklayınız..
İlgili kategori : yeni eklenenler | Hadi yorumla!
rüya
Tarih : Kasım 4, 2010
hüseyn kaya
ah efendim sizin hiç dişiniz ağrımaz mı
hani o büyük sızı hani kabir azabı
girip düşlerinize dağlarda kaybolmaz mı
girer gibi bir şehre timur’un orduları
ah efendim sizin hiç ucu kaleminizin
kırılmaz mı leyla’nın adını yazıyorken
çürümez mi kopmaz mı ipi tespihinizin
yükünü dilinizin sırtında taşıyorken
ah efendim sizin de yanar mı içinizde
unutulmuş bir sure gibi uzak her yıldız
yoruldum ah efendim bu dünya denizinde
aynı rüyada bile yalnızız hep yalnızız
güz 2010
az edebiyat dergisi, sayı:8
İlgili kategori : şiir, yeni eklenenler | Hadi yorumla!