saklı gül

Tarih : Mayıs 15, 2009

hüseyn kaya

geçtin de kıyısından köşesinden kalbimin

geçtiğim kapılardan bir kez olsun geçmedin

gölgen sandın gönlümdü yürüyen ardın sıra

dilsizce öyle mahzun, söylemedim, bilmedin

cam güzeli kırıldı ve menekşeler küstü

dünya döndü siyaha sırf sana baktım diye

bilmedin dudağımdan kalbime düşen sözü

bir gül gibi sakladım ömrümün defterinde

bahar 2009

…devamını okumak için tıklayınız..

Anahtar kelimeler: ,

hakikat dediğin bir karatren

Tarih : Nisan 10, 2009

“hakikat dediğin bir karatren”

hüseyn kaya

Çocukluğunuz istasyonsuz bir şehirde ya da kasabada geçmişse hiç şüphesiz telafisi mümkün olmayan bir ziyan içindesinizdir.
Ufuklarında gemilerin süzülmediği, vapur düdüklerinin bir rüyayı böler gibi gündelik telaşların ortasına ansızın düşmediği, yolların yılan gibi kıvrım kıvrım uzayıp inceldiğini asla göremeyeceğiniz bir iklimde uzağın ne olduğunu, ancak yorgun trenlerin, yolcuların mekânı istasyonlarda yaşar, istasyonlarda hissedersiniz.
Orda trenler her daim birilerini ayırırken yerinden yârinden bir başkasını yârine anasına yetiştirme telaşındadır. Trenlerin istasyonlarda yorgun yorgun solumaları acı acı inlemeleri biraz da taşıdıkları bu ağır hasretler, ayrılıklar yüzündendir.
Bir de, uğurladığınız bir yolcunuz olmasa da, istasyona gitmişseniz bir tren vakti, gittiğiniz gibi dönmeniz mümkün değildir evinize. Her tren sol yanınızdan bir ilmeğin ucunu da usulca çözüp götürür uzak diyarlara, uzak hatıralara.

“eylül müydü albümden düşmüş sonbahar mı?”

İstasyonu olmayan şehirlerin yalnızları daha yalnızdır, kimsesizleri daha kimsesiz.
Eğer bir gece vaktinde inmişseniz trenden ya da gece gelecek bir treni bekliyorsanız gitmek için, hep aynı manzara karşılar sizi istasyonlarda.
Bekleme salonlarının artık misafir sıfatını aşmış ancak ev sahipleriyle bir türlü yıldızı barışmayan zararsız ve kimsesiz sakinleri vardır gece trene bineceklerin ya da gece yoldan dönenlerin tanıdığı bildiği. Bekleme salonlarının en loş köşelerinde kıyamet kopsa uyanmayacak kadar derin uykularla sabahlarlar, yorgunluktan mı uyurlar kasavetten mi bilinmez… Uyurken çoğunun yüzü bir bebeğin yüzü kadar mutlu ve huzurludur aslında…

hatırlar mısın narçiçeğini… son yazın yorgun kızı, ablam”

…devamını okumak için tıklayınız..